İçeriğe geç

Kendin İçin Ses Ver:Hayır De!

Yapmak istemediğiniz halde evet diyip o işi yaparken buluyorsanız kendinizi artık hayır demeyi öğrenmenin vakti gelmiştir. Başkaları mutlu olsun çabanız fazlaysa, hayır demekten çekiniyorsanız, hayır dediğinizde kendinizi kötü hissediyorsanız, devamlı uyumlu olmaya çalışıyorsanız, evet diyerek boyunuzdan büyük işlerin altında kalıyorsanız, iş hayatında kimsenin yapmak istemediği işleri yapmak durumunda buluyorsanız kendinizi, yaptıklarınız sonrasında pişman olup, öfkeleniyorsanız, sınırlarınızı koruyamıyorsanız sizde hayır diyemeyenlerdensiniz.

“Hayır demek istiyorsan belki deme.” Paulo Coelho

Benlik algısının oluşumunda yaşanan problemler sınırıları kolaylıkla ihlal edilebilen biri haline gelinmesine sebep olur. Sınırlarınız ihlal edildikçe yaşayabileceğiniz bazı fiziksel ve psikolojik rahatsızlıklar oluşur. Boyun ve bel ağrıları-tutulmaları, mide kasılmaları, sedef, gastrit, kekemelik, öfke patlamaları, panik bozukluk, depresyon ve manik depresiflik gibi.

Fiziksel ve psikolojik sağlığınız için sınırlarınızı oluşturmanız ve bu sınırlar konusunda kesin ve net olmalısınız. Sınırlarınız, kim olduğunuzdur. Bu yüzden büyük büyüteci kendinize tutmanız, aslında kim olduğunuzu iyi bilmeniz gerekir ki, kendinizi koruyabilesiniz. Hayır diyememenin temelindeki korkular:

  • Sevilmeme korkusu
  • Kaybetme korkusu
  • Reddedilme korkusu
  • Yalnız kalma korkusu

Neden Hayır Diyemeyiz?

  • “Aman insanlar gerilmesin, tatsızlık çıkmasın.”
  • “Benimle ilgili yanlış fikre kapılmasınlar.”
  • “Uyumlu ve ılımlı biri olmadığımı düşünmesinler.
  • “Ne olacak canım her seferinde kahveleri ben ısmarlıyorsam. Arkamdan cimri demesinler.”
  • “Hayır dersem beni sevmeye devam eder mi?”
  • “Hayır demek beni bencil biri yapar.”
  • “Ya birini üzer ve kayberdersem.”
  • “Annem üzülmesin diye bu evliliği yaptım.”
  • “Babam istedi diye bu mesleği seçtim.”
  • “Reddederse rezil olurum diye asıl istediğim şeyi söyleyemedim.”
  • “Benden ayrılır diye istemediğim şekilde cinsel ilişki yaşıyoruz.”

Tüm bunların altında yatan sebep kişinin kendisini değersiz hissetmesidir. Kişi bu sebeple diğerlerinin ilgisini ve sevgisini kaybetmemek için ilişkilerde genelde boyun eğen, uyumlanmaya çalışan, ses çıkarmayan, istek ve düşüncelerini söylerse yani kendi olursa sevilmeyeceğine inanan ve kendine güvenmeyen biri olur. Hayır diyemeyen, kendi varlık ve benlik sınırlarını çizemeyen bireylerde strese ve yaşadıkları hayal kırıklıklarına bağlı olarak psikolojik sorunlar oluşur. İçe kapanma, depresyon, tükenmişlik sendromu gibi.

Daha çok sevilmek, sayılmak, kabul görmek, huzur bozulmasın, tartışma çıkmasın diye düşünüp “evet” dediğiniz her şey zamanla sizi içinden çıkması güç bir hale sokacaktır.  “Hayır”  iyemediğinizde, özgür olamazsınız. Hayatınızın ipleri sizin elinizde değildir çünkü. Başkalarının sizi yönlendirmesine, çekiştirmesine, oradan oraya savurmasına fırsat verirsiniz. Bir süre sonra ne siz, ne istediğinize kafa yorar ne de kim olduğunuzu düşünebilirsiniz.

Hayır diyememenin sebeplerinden biri de değersizlik duygusudur. Kişi karşısındaki kişinin kendisini değerli bulması adına hayır demekte zorlanır. Onay beklentisi, karşınızdakinden takdir görme isteği hayır demenizi güçleştiriyor olabilir. Hayır diyemediğinizde öfkelendiğinizi fark etmişsinizdir. Bu öfke karşınızdaki kişiden çok kendinize yönelik bir öfkedir. Çünkü olmak istediğiniz gibi biri olamamış, aslında istemediğiniz şeyleri yapmış olduğunuzdan içten içe rahatsızlık duyarsınız. Kendisine karşı öfkeli olan birisinin başkasına şefkat göstermesi pek de mümkün değildir.

İDEAL SINIR NEDİR?

“Sınır” nedir, hangi durumlarda hayır demelisiniz?

Sınırlar katı kurallar veya prensipler değildir. Sizi ulaşılmaz kılmamalı: Sağlıklı ve güvende olmanız adına işlevsel  olmalıdırlar. Birine “hayır” derken ne amaçla dediğinize dikkat edin. Yapmak istediğiniz bir şeyi mi geri çeviriyorsunuz yoksa birini kızdırmak, hayal kırıklığına uğratmak ya da onu bozmak için mi? Eğer bu sebeplerden dolayı “hayır” derseniz “Altı üstü geri çevirdim. Fikrimi de mi belirtmeyim yani?” gibi söylemler içerisinde buluyorsanız kendinizi neden hayır dediğinizi bir daha düşünün.

Sınırlarınızı belirlemediğiniz sürece “evet” demeye devam ederek zamanla kendinizi sıkışmış, çaresiz, tükenmiş ve kullanılmış hissedeceksiniz. Pek çok kişi “Ne yapsam olmuyor, öyle yaptım olmadı, böyle yaptım olmadı. Kimseyi memnnun edemedim. Ben o kadar iyi davranırken kimse benim ne istediğimi sormuyor bile. Ben daha ne yapayım?” diye kendi kendine söylenir. Hayır diyemeyenlerin genelde vardıkları son nokta budur. Onca çabanın, emeğin, maddi-manevi desteğin, iyi niyetin, kalp kırmamaya uğraşmanın ,yardımın, alttan almanın, hoşgörünün sonunda çevrenizdekilerin tavırları karşısında artık yorulmaya başlar ve tükenirsiniz. Siz hep verici olan taraf olmuşsunuzdur çünkü.

Etklili bir hayırın suçluluk, korku ve endişe ile bir ilişkisi yoktur. Kendinizden emin bir şekilde, saygı çerçevesinde, tereddütsüz kaygısız bir şekilde hayır demek sınırlarınızı gösterir. Sizinle birebir ilgisi olmayan bir şeye çözüm üretme çabanız sizi iyi ve yardımsever biri yapmaz.

Öncelikler ve sağlıklı sınırlar hayatı dengede görütebilmeniz adına oldukça önemlidir. Endişeleriniz ve korkularınız sebebiyle sınırlarınızı ihlale açık bırakırsanız aslında ihlal edilme olasılığınız artacaktır.

  • Yapacaklarınızı ve yapmayacaklarınızı belirleyin.
  • Neyi yapmak istediğiniz ve istemediğinizi bilin.
  • Hayır derken niyetiniz sadece kendi istek ve düşüncenizi belirtmek olsun karşınızdakine karşı koymak, onu bozmak değil.
  • Her şeye evet dediğinizde herkesin sizden beklentileri artacaktır. Biraz geride durmayı öğrenin. Bununla birlikte evet dediğinizde dünyanın en iyi insanı da olmuyorsunuz, unutmayın.
  • Dürüst olun. İlişkilerde en önemli değerlerden biridir dürüst olmak. Gerçekten sizin için evet olmayan bir şeyi yapmaya kalkınca mutlu olmadığınız, istekli olmadığınz, gerçekçi davranmadığınız anlaşılacaktır.

Felsefeci Epiktetos “İnsanları mutsuz eden şey olanlar değil, o olanlara yol açan prensipleridir.”demiştir.

Hayır diyememenin yan etkileri zaman içerisinde kendisini gösterir ve bir süre sonra omuzlarınızda ki yükler ağırlaşır.Hayır demediğinizde neler olur?

  1. Gerçekten istemediğiniz şeyleri yaparken zaman kaybedersiniz.
  2. Kendinize olan saygınızı azaltırsınız.
  3. Zamanla stres ve mutsuzluk duygularına boğulursunuz.
  4. İletişim becerileriniz zayıflar.
  5. İlişkileriniz zarar görür.
  6. Var olan enerjinizi hoşunuza gitmeyen şeyler için harcamış olursunuz.
  7. Kendi istek ve düşüncelerinize uymayan şeylere evet dedikçe kendinizden uzaklaşırsınız.

Çoğu insan çevresi tarafından kabul görmek , sevilmek ve onaylanmak ister. Diğerlerinin kendisini kibar, ılımlı, uyumlu ve iyi olarak değerlendirmesine yönelik davranır. Onların ilgisini, yakınlığını yitirmemek adına kendi istek ve düşüncelerini dile getirmekten çekinir. Gereksiz fedakarlıklar yapar, birisinin bir ihtiyacı olduğunda kendi işini gücünü bırakıp hemen o kişinin işini halletmeye çalışır veya illa çözüm için bir yol bulmaya çalışır. Zamanla kendi benlikleri silinikleşir.

“Bana hayır diyenlere şükran duyuyorum, ne başardıysam onlar sayesinde başardım.” Einstein.

Hayır demek bir özsaygı göstergesidir. Kişinin kendisine saygı duydugu, kendisine ne kadar değer verdiğini ifade eder. Eğer özsaygınız düşükse kendiniz değersiz, yeteneksiz, başarısız görme eğiliminde olursunuz. Başkalarının sizi değerli, yetenekli ve başarılı görmesine , sizi aynalamasına ihtiyaç duyarsınız. Düşük özsaygı  hayır diyememenize neden oluyor olabilir. Bazen sınırlarınızı korumak için kendinizi küçük düşürücek ve değersizlik hissettirecek durumlara sokmamak adına kendi içsel dürtülerinize karşı koyacak kadar da güçlü olmanız gerekir. Sizden maddi-manevi çok şey alıp götürecek olaylar ve durumlar karşısında varlığınızı göstererek hayır diyebilmelisiniz. Bu bazen ilişkinizde partnerinizin size olan yaklaşımı, kullandığı kelimeler olabilir bazen de merak edip denemek istediğiniz ama aslında sizi negatif etkileme oranı yüksek olan keyif verici bir şey.

Çocukluk döneminde anne-babanın sevgi ve ilgisinden mahrum bırakılmak hayattaki en büyük travmalardandır. Karakter özelliklerimiz henüz daha çocukken oluşur.  Bebeklik döneminde bebek doğası gereği meraklı olur ve yeni şeyler deneyerek öğrenir. Fakat bebek bi şeyler denemeye çalışıp,  adım attıkça çevresindeki en çok güvendiği kişilerce durdurulur ve engellenmeye çalışılır. “Aman oraya gitme. Hayır orayı elleme, orası sıcak. Hayır yemek yemeden önce süt içemezsin.” gibi. Katı ebeveyn tutumlarıyla büyüyen çocuklar, ebeveynlerine kendilerini sevdirmek, onların ilgisini kaybetmemek için boyun eğen, uslu,sakin, ses çıkarmayan, ne istediğini dile getirmeyen davranışlar sergilerler. Bu tutumları sebebiyle hem ailesi hem de çevresi tarafından sevgi gören ve takdir toplayan çocuk artık bu davranışları benimseyip alışkanlık haline getirir. Ergenlik döneminde arkadaşlarından kabul görmek isteyen birey hayır demekte daha çok zorlanır. “Hayır dersem yalnız kalırım. Eğer bunu bu şekilde yapmazsam annem kızar.” gibi düşünceler zaman içerisinde kabul görmek için “evet” demeliyim şekilde düşünce kalıpları oluşur ve zamanlar bu tutumlar hayatımızın bir parçası haline gelir.

Ben Diyebilmek

Kültürümüzde “ben”” demek egoistllik gibi algılanmakta olup hoş karşılanmamaktadır. Aslında ne kadar “ben” diyebiliyorsanız o kadar varsınızdır bu hayatta.

Bencillik ve ben demek birbirinden farklı iki kavramdır. Bencillikte kişi her daim kendi istediğinin olmasını, topluluk içinde kendi dediklerinin geçerli olmasını ve başkalarını yönetmeyi ister. Karşısındaki kişinin istek, duygu, düşünce ve ihtiyaçlarını görmez. Ancak ben demek sadece kendi istek, duygu, düşünce veya ihtiyacını dile getirmektir, zorla benimsetmek değil.

Örneğin bencil insan, “ Ben pizza sipariş etmek istiyorum. Hadi köşedeki pizzacıya gidelim.” derken, çevresine ve kendisine saygısı olan, “ben” diyebilen birisi “Ben pizza yemek istiyorum. Siz de ne yemek istiyorsanız  söyleyin de birlikte yiyelim.” diyendir.

Kendinizden çok diğerlerinin fikirlerini önemsediğinizde hayır diyemezsiniz. Bunun temel sebebi , başkalarının onayını alma isteğiniz, aksi takdirde yok olacağınızı, değerinizin düşeceğini hissetmenizdir. Böylece sınırlarınızın ortadan kalkmasına yol açarak hayatı kendiniz için zorlaştırırsınız. Bireyin değerli olabilmesi için önce kendini sevmesi ve kendine değer vermesi gereklidir. Değersizlik hissi aslında pek çok yaşanan psikolojik sorunun temelidir. Değersizlik hissini yoğun yaşayan bireyler kendi hayatlarında silikleşir, başkalarına karşı zayıf tutum sergiler ve hayatları boyunca baş rolde değil yan rolde olurlar.

Hayır diyebildikçe kendinize daha çok güvenecek ve inanacaksınız. Hayata karşı daha güçlü duracaksınız çünkü artık ipler sizin elinizde olacak.

İnsanın kendi varlık ve benlik sınırına sahip çıkması, koruması ve saygı duyması kişisel alanına ve yaşamına gösterdiği saygı ve şefkattir. Kendine karşı saygılı ve şefkatli bir birey, başkaları tarafından da olduğu gibi görülür ve kabul edilir. Bu sebeple önce kendinizi sevin, saygı duyun ki kendiniz için ses verebilin. Özgürlük sandığımız gibi sınırsız olmak demek değil, tam tersine net ve güçlü sınırlara sahip olabilmemizle ilgilidir.

Tarih:Yazilarim